aybilge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aybilge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 2016 Cumartesi
Mısır Ekmeği
Merhabalar;
Aybilge'ye balık pişirdiğim günler yanına dereotlu ve peynirli mısır ekmeğini de eksik etmez oldum. Mısır ekmeği ya da mısır keki diyebileceğimiz bu tarif bizim evde çok seviliyor. Bir tepsi neredeyse bir günde bitiyor :) Bebekler için balık çorbasının (ya da diğer çorbaların) veya yoğurdun içine ufalayarak da verilebiliyor. İşte malzemeler ve tarif:
-3 su bardağı mısır unu,
-1 su bardağı buğday unu (2'ye 2 yapınca da oluyor),
-1 çay bardağı süt,
-1 su bardağı zeytinyağ,
-1 adet yumurta,
-1 su bardağı peynir (keçi peyniri, tulum, beyaz vs.),
-1/2 su bardağı kıyılmış dereotu,
-2 paket kabartma tozu,
-1 su bardağı kaynayıp ılımış su (biraz sütle karıştırılabilir),
-1.5 tatlı kaşığı tuz (eğer peynir tuzluysa 1 tatlı kaşığı),
-1 yemek kaşığı toz şeker.
Öncelikle su kaynatılıp beklemeye alınır. Ardından yumurta, zeytinyağ, süt çırpılır. Ayrı bir kabın içine mısır unu, buğday unu, kabartma tozu elenir. Tuz ve şeker ilave edilir. Sıvı karışımla birleştirilir. Ilıyan su yavaşça eklenir. Karışım hafif katı bir kıvam alır. İçine en son dereotu ve peynir ilave edilir. Son olarak yağlı kağıt serilmiş dikdörtgen fırın kabına aktarılır. Fırında 180 derecede 30-35 dakikada pişirilir. Eve nefis kokular yayılır :)
Afiyetle,
Ayolelut :)
21 Ağustos 2015 Cuma
Aybilge'nin Diş Buğdayı
Merhabalar :)
Her anına keyifle, hayretle, büyük mutluluklarla şahit olduğumuz Aybilge'mizin ilk yılında kutlama sırası minik incilerdeydi artık. Hazırlıklar, araya Ramazan ayının girmesi, davetlilerimizin tatilde oluşu derken 4 dişimiz çıkıvermişti bile. ;)
Kartlarımızı Karpuz Tasarım'ın sahibi severek takip ettiğim Özlem Hanım hazırladı. Süslemeler için yine mint ve pembe renkte pelur kağıtlar alıp ponponlar hazırladık. Eminönü'nden de hazır birkaç adet kağıt süsleme alıp ponponlarla birlikte astık. Aynı renklerde balonları salona serpiştirdik. "Aybilge'nin Diş Buğdayı" yazılı bannerı, su şişesi kağıtlarını, el pankartlarını ve stickerları babamızla birlikte ince eleyip sık dokuyarak hazırladık ;)

İkramların ve hediyeliklerin tek bir masaya sığmayacağını düşünerek bir şeker büfesi hazırlamak geldi aklımıza. Buğday berekettir diyerek minik cam şişelere doldurup, kurdele, tül ve ayna üzerine Aybilge yazısıyla süsledik. Diş şeklinde notluklar, ilk dişim çubukları diğer hediyeliklerimiz arasındaydı. Şeker büfesini diş şeklinde jelibonlar, pufpuf kızlar ve çeşitli marshmallowlar ile çeşitlendirdik. Şeker büfesine yerleştirmek üzere bir diş panosu da hazırladık.

Bu panoda Aybilge'nin 4 dişinin çıkış tarihi yer alıyordu. Pano görsellerini tema renkleriyle hazırlayıp farklı bir detay yakaladık. Diş kurabiyelerini, 6 ay kınamızda olduğu gibi yine ben hazırladım. Diş ve diş fırçası şeklinde iki çeşit kurabiyemiz vardı. Fırça şeklinde olanları, minik kovalar içerisindeki gerçek diş fırçalarıyla birlikte ferforje ağaca asarak sunduk. Zencefil ve tarçın aromalı kurabiyeler pek bir sevildi.
Vee gelelim pastaya... Buğday tarihine karar verirken hem bana hoş bir anı olsun, hem de ikili bir kutlama olsun diye doğum günüm olan 8 Ağustos'u tercih etmiştik. Bu sebeple esprili bir not eklettik pastamıza. Merve Hanım (Instagram hesabı "KurabiyeciMerve") son 2 gün kala siparişimizi geri çevirmeyip, her bir detayına özenip, buğdayımıza çok ama çok şirin ve lezzetli bir pasta yaptı. Figürü hala saklıyoruz ;)
İkramların büyük çoğunluğu ise canım annemdendi. Birbirinden lezzetli tatlı ve tuzlu yiyecekler hazırladı misafirlerimiz için. Aybilge'nin diş buğdayını da tabii ki o pişirdi. Buğdayları kaselere koyup, tatlandırmayı misafirlerin damak tadına bıraktık. M&m's, kuruyemiş, pudra şekeri, tuz, pulbiber ve nane seçenekler arasındaydı.
Buğdayın yapıldığı gün: Her şeyden önce giyinip, süslenip babamızla birlikte fotoğraf çekimimizi yaptık. Misafirlerimiz geldikçe enerjimiz yükseldi, evimiz şenlendi. Aybilge kuzumun birbirinden tatlı bebek arkadaşları sayesinde buğdayımız çok daha bebek kokulu geçti :) Meslek oyunu öncesi Aybebek yorgunluktan uyuyakaldı. Uyanmasını sabırsızlıkla bekledik ve kartları hazırladık. Kartları görünce heyecanlanan Aykuzu önce güzellik kraliçesi kartını, sonrada aşçı kartını seçti. Babasının gönlünden astronot kartı geçse de olmadı maalesef :D
Gün bitiminde mutluyduk, hem de çok. Sevdiklerimizle bir arada olmak, kızım için güzel ve anlamlı bir günü kutlamak bize çok iyi gelmişti. Misafirlerimizi de memnun bir şekilde yolculayıp, getirdikleri birbirinden özenli hediyeleri açıp günü tamamladık. (Bunlara hedik hediyesi deniyor.)
Aybilge'nin kutlamalarına bir çizik daha attık. Sıradaki gelsin ;)
Sevgiler,
Ayolelut
Etiketler:
anne bebek,
anne olmak,
annelik,
aybilge,
aybilge büyürken,
bebeğim,
bebek,
bebekle hayat,
butik kurabiye,
çocuk,
diş buğdayı,
diş hediği,
diş kurabiyesi,
diş pastası,
hediyelik,
kadın,
kızım,
yaşam
3 Haziran 2015 Çarşamba
Bebek Mercimek Köftesi
Merhabalar :)
Geçtiğimiz hafta içi çok tatlı iki misafirimiz vardı. Kız kıza bol sohbetli, keyifli bir gün geçirdik. Aybilge de mama sandalyesiyle masadaki yerini aldı, bize eşlik etti :) Hem misafirlere ikram hem de kızıma öğle öğünü olsun diye mercimek köfte yapmak geldi aklıma o gün. Bizim yediğimiz tatları bebeğimin yiyeceği şekile uyarlayıp, öğün yapmak bu sıralar favorim zaten :) "Peki nasıl yaptın bu köfteleri?" derseniz: Kendimize hazırladığım kırmızı mercimek ve ince bulgurlu harçtan bir avuç kadar ayırıp aşağıdaki malzemeleri ekledim. (1 su bardağı kırmızı mercimeğe, yarım su bardağı ince bulgur ölçüsüyle)
-1 küçük dal yeşil soğan (çok ince kıyılmış),
-Birkaç yaprak maydonoz,
-1/2 çay kaşığı kimyon,
-1 tatlı kaşığı Hipp 7 tahıllı ek gıda (eklenmeyebilir),
-1 tatlı kaşığı zeytinyağ.
Ayırdığım mercimekli bulgurlu pişmiş harca tüm malzemeleri ekleyip, hafifçe yoğurdum. Köfte şekli verip Aybilge'nin beğenisine sundum. Dört köfteden ikisini bitirdi, annesini mutlu etti :D
Sevgiler,
Ayolelut
Etiketler:
anne,
annelik,
aybilge,
aybilge büyürken,
aybilgemle hayat,
bebek,
bebek köftesi,
bebek sofrası,
bebek yemeği,
ek besin,
ek gıda,
ek gıda serüveni,
ekgıda günlüğü,
köfte,
mercimek köfte,
sofra
12 Mayıs 2015 Salı
6 Ay Kınası
Kına; birbirinden renkli, farklı ve güzel gelenekleri olan kültürümüzde önemli bir yere sahip. Evlenecek gelin ve damada, askere gidecek gençlere, sünnet olmadan önce erkek çocuklara yakılan kına; Ege bölgesi'nde 6 ayını dolduran yani yarım yaşında olan kız bebeklere, ailesine bereket getirsin, hayırlı, sağlıklı bir ömrü olsun diye yakılıyor. Bebeklere isteğe göre bindallı veya kırmızı bir elbise giydiriliyor. Ev süsleniyor, ikramlar ve hediyelikler hazırlanıyor. Aile dostlarından biri veya annenin bir arkadaşı "Kına Annesi" oluyor. Gelirken bebeğe ufak bir hediye getiriyor ve kınasını yakıyor. Sonra müzikli, sazlı, sözlü eğlence başlıyor.
Bizim 6 ayımızı doldurmamızın üzerinden 1 ay geçti. Bu kınayı yakacaktık, kaçarı yoktu :D İstanbul'da mı? Ankara'da mı? Gündüz mü? Gece mi? yakalım derken sonunda Ankara'da geçtiğimiz hafta organize olabildik. Misafirlerimizi davet ederken bol bol "Aa bebek kınası neymiş?" , "6 ay kınası mı?" , "Her ay kutlama yapıyorsunuz, bu da öyle birşey mi?" cümlelerini duyduk :))
Hazırlıklara gelinceeee :) Ben kurabiye malzemelerini alarak ve kağıt süslerin çıktılarını alarak başladım. Kokulu sabunları instagram'da buketin_kokulu_sabunlari sayfasının sahibesi Buket hanım'a yaptırdım. Konsept kaftan olunca bir de keçeden lavantalı magnetler hazırladık. Kurabiyeleri birkaç gün önce pişirip, süsleyip, paketledik. Peçeteleri kaftan şeklinde kestik. Kırmızı bonbonlar aldık. Pastayı da benim yapmam planlanıyordu ama annem çok cici bir sürpriz yaptı. Pastalarına bayıldığım ve hatta nişan pastamızı yaptırdığımız Angora Pastanesi'ne sipariş vermiş. -Üzerinde tüllü tokalı, tütü etekli minik figürü olan kına pastası eve geldiğinde sevinçten ve şaşkınlıktan çığlık attık- İkramların çoğunu bir gece önceden hazırladık. Tüm bu hazırlıkları yaparken; dedem, anneannem, teyzem, kuzenim ve tabii ki canım annem yardım etti bana. Her birini ailecek keyifle yaptık. -Böyle özel günlere hazırlanırken biriktirdiğim anıların yeri ayrıdır bende-Aybilge'm ise neşeli ve şaşkın gözlerle izledi bizi. Bazen sıkılıp ağladığı da oldu.


Kına günü evin salonuna banner ve balonları asmamızın ardından Aysultanım bindallısını giydi, bizler de hazırlanıp misafirleri beklemeye başladık. Bindallının tülü, pulu dikkatini fazlasıyla çekti kuzumun. Fakat fazla ilgiden ve elbiseden olsa gerek biraz durgundu. İlerleyen saatlerde keyfi yerine geldi. Sohbet ve ikramın ardından minik ellerine kınası yakıldı, el gülü takıldı. (Eğer hemen yemeye çalışmasaydı kınası biraz tutacaktı ama elini ağzına götürmekte ısrarlı çıkınca yıkamak zorunda kaldım.) Kına annemiz bir aile dostumuzdu ve oldukça heyecanlıydı. Aybilge için güzel dileklerde bulundu, hediyesini verdi :) Bir kasenin içine kardığımız kınadan isteyenler hemen ellerine yaktı, ardından hediyelerimiz dağıtıldı. Minik misafirler de pasta için sabırsızlanmaya başlayınca bol fotoğraf çekimi eşliğinde pastamız kesildi. Sonrası tam gaz kız kıza eğlence :))
İsim koyma töreni, 40 mevlüdü, Yarım yaş partisi, 6 ay kınası derken muhteşem ilk yılımımızı yarıladık. Şimdi sırada Diş buğdayı partisi var. Kaşınan dişler öyle söylüyor ;)
Sevgiler,
Ayolelut
Etiketler:
6 ay kınası,
anne,
aybilge,
bebek,
bebek kınası,
çocuk
28 Nisan 2015 Salı
Sebzeli Mercimek Çorbası
Sebzeli Mercimek Çorbası
-1 havuç
-4-5 sap brokoli
-1 diş sarımsak
-1 yemek kaşığı kırmızı mercimek
-1 parça dereotu
-1/2 çay kaşığı kimyon
-2-3 damla zeytinyağı
-Ev yapımı et/tavuk suyu
Tüm sebzeler yıkandıktan sonra önce havuç, et suyunun içinde pişmeye bırakılır. Yumuşamaya başlamasının ardından brokoli ve mercimek eklenir. Sarımsak 4'e bölündükten yaklaşık 10 dk. sonra çorbaya eklenir. (Sarımsağın içinde bulunan allicin maddesi, kesildikten birkaç dakika sonra açığa çıkıyor. Allicin; antienflamatuar, antibakteriyel, antiviral özelliklere sahip) Dereotu ve kimyon ilave edilip, üzerine zeytinyağı gezdirdikten sonra birkaç dakika daha pişirilir. Blender yardımıyla çok az ezilir.
Ben ayrıca Aybilge'nin çorbalarına 7 tahıllı ek gıda ekliyorum. Hem kıvamı hem besleyiciliği artıyor. Afiyet olsun tüm bebişlere :)
Sevgiler,
Ayolelut
Aybilge'nin 7. ayı
"Merhaba ben annemin Ayçöreği, babamın Ayprensesi, ailenin en küçüğü Aybilge. Artık büyüyorum, 7. ayımı kendim anlatmak istedim. Bu ay annem ve babam diş çıkarırım diye her gün ağzıma baktılar ama bende tık yok. Ağlayıp, huzursuzlanınca 'Diştendir, diş çıkarıyor' deyip durdular. Yerlerde yuvarlandım, yuvarlana yuvarlana salonu keşfettim. Yanımda birileri olunca oyun halımda oynayıp, yalnız kalınca gitmedik yer bırakmadım. Annem kenara köşeye yastık dizdi hep. Herkes yürüteçte yürüteç dese de almayacakmış, beni doğal sürece bırakacakmış. Hala desteksiz oturamıyorum, renk renk yastıklara yaslanıyorum. Ek gıdalarla beraber mama sandalyesinin masasını da yiyorum :) Damaklarımı orada bir güzel kaşıyorum. Yeni yeni mamalar yapıyorlar bana. En çok yoğurdu seviyorum. Annem gibi sebzeci, babam gibi ekşiciyim. Bıraksalar bir bütün limonu hüpletirimde 'Pişik olursun bebişim' deyip alıyorlar elimden. Aaa makarna sosundan tattırdılar bana, o ne güzel şeymiş baharatlı baharatlı. Büyüklerin mamaları bir harika dostum :D
Annem yalnız kahvaltı yapmayı sevmez hiç. Katır kutur sütlü birşey yiyor zaten. Artık birlikte kahvaltı yapıyoruz diye pek mutlu. Yumurta sarısı ve peynir, yanına da elma-armut suyu, ohh mis :) Blw varmış birde; herkesle masaya oturdum. Ne istersem mıncıkladım, canım isteyince ağzıma götürdüm. Annem kaşıkla çorba yedirirken kaşığı elinden çekip kendim yemeye çalıştım. Uğraşıyorum kendimi beslemek için.
Oyuncaklarıma daha dikkatli baktım, salıncaktan sıkıldım. Değişik oyunlar oynadık annimle, babişimle. Tonton kitap serisine bayıldım. Sayfalara pat pat vurdum, yemeye çalıştım. 'Minik kitapkurdu' dediler bana. Gözüm odamdaki kitaplıkta zaten :)
Babamla kanguruyla markete, avm'ye gidip baba-kız takıldık. Annemle sinemaya gidip bebişlerle ve annişlerle kaynaştık. Çengelköy'ü, Kadıköy'ü, Bostancı'yı, Maltepe'yi gördüm. Bir sabah uyandım ki Ankara'ya gelmişiz. Büyükanneanne ve büyükdedeme ne oyunlar yaptım neler? :))
Annemin çocukluk arkadaşının kınasına, düğününe gittim. Orada alkış yapmayı öğrendim, ara sıra tel sarar yaptım. Pek bir eğlendim. 7 aylık oldum artık, gece de gezeyim azıcık. Değil mi ama?
Bebek kınası yapacaklarmış anneannemler. Bindallı diye kırmızılı, pullu bir kıyafet aldılar bana. Onu giyecekmişim. Bebek kınası aşağı, bebek kınası yukarı. Hep bunu konuşuyorlar. Bakalım annem daha neler neler yapacak? Yine anlatırım hiç merak etmeyin." diyor Aybilge'm.
Sevgiler,
Ayolelut
Etiketler:
6 ay kınası,
aile,
ankara,
annelik,
anneyim,
ay dönümü,
aybilge,
aybilgemle hayat,
aykızım,
bebeğim büyürken,
bebeklehayat,
bindallı,
çocuk,
seyahat,
yaşam
27 Nisan 2015 Pazartesi
Bebekle Kına - Düğün
Çok ama çok bal bir vesileyle Ankara'ya geldik birkaç gün önce. Çocukluk arkadaşım canım Burcu'mun düğünü için ☺ Sürpriz yapıp kına gecesinde karşısına çıkacaktık ama instagram paylaşımlarından yakalandık.
Aybilge bebeğimle uyku rutinlerimiz şimdiye değin hiç bozulmadığından (evet, akşam gezmelerine nadiren gidiyoruz. Misafirleri 20.30 dan sonra ağırlıyoruz.) gece davetleri için bazı endişelerim vardı. Annem, anneannem, teyzem ve hatta kuzenim "Biz bebişe bakalım, sen git, eğlen" dedilerse de yapamadım. Aybilge'ye muhteşem ilk yılında yeni ilklerini yaşatmaya karar verdim 👍
Bebek arabamızı İstanbul'dan getirmediğim için önce bebişli komşumuzdan araba temin ettim (Teşekkürler komşucum) Aykuzu öğle uykusundayken yoğurt çorbasını pişirip kavanoza doldurdum, kaşığını, mama kabını ve meyvesini de hazırlayıp bir kenara koydum. Giyeceği kıyafeti, yedeklerini, çanta eksiklerini hazırlarken uyandı. Hemen bir emzirmenin ardından oyun halısına bırakıp, kuzenime emanet edip kuaför olayını halletmeye gittim. (Giderken nereye gittiğimi, hemen döneceğimi her zaman söylerim minik meleğime 😉) Saçım yapılırken aradığımda asayiş berkemaldi. (Gerçekten 1 kez aradım, 1500 kez aramıyorum artık) Eve dönünce çıkmak için epey zamanımız vardı. Biraz oynadık, öptüm, kokladım. Üzerimi giymeden tekrar emzirdim, altını değiştirip hazırlandım. Kıyafet ve ayakkabı seçerken eskisi gibi değil de, rahat eğilip doğrulabileceğim, bebekle ilgilenirken beni daraltmayacak, daha ufak topuklu parçalar seçtim. Sırt çantamla kombinimi tamamladım ve en son Aykızımın cicilerini giydirdim (Çıkmadan önce kusma ihtimaline karşı). Evde hızlıca bir tur atıp, çantayı kontrol edip taksiyi aradım. Artık hazırdık. (Annem hepimizden hızlı çıktı, işten gelip jet gibi hazırlandı 😀)
Salona gittiğimizde yerleşip etrafı şöyle bir taradım: Bebekle ilgilenebileceğim bir yer var mı? diye ve bulunca eğlence başladı 😉 Yemek yenene kadar uyudu Aybilge, daha sonra davullar, zurnalar, halaylar, kına yakma derken uyandı. Gelip gidip çorbasını yedirdim, anneannesi ilgilendi, ritm tuttu, eğlendi, emzirdim derken tekrar uyudu. Taa ki eve gelene kadar. Ağlarsa hemen döneriz diye düşünerek gittiğimiz kına gecesinden gece yarısı döndük.
Ertesi gün düğün saatinden önce anneannemizle programımız vardı. Günün büyük bir kısmını dışarıda geçirip, düğüne hazırlandık. Kına gecesinde zorlanmamanın rahatlığıyla püremizi, meyvemizi çantamıza koyup gittik. Canım Burcu'mun her an yanında olmak için düğünün ilk anından sonuna kadar salonda kaldık. Alt değiştirme ve emzirme için bu kez sanatçı odasını kullandık. Minnoşumun uykusu yüksek sesten dolayı (kına gecesindekinden epey fazlaydı) uzun soluklu olmasa da yormadı bizi. Yemekte masadaki salatalıkları ve limonları yedi, elinden alınınca ağladı, ağlarken fotoğrafı çekildi, gelin ve damatla selfie yaptı, kucak kucak gezdi. Çok sevildi, çok gülücük attı, iki alkış dolu günün sonunda alkış yapmayı öğrendi. (Ağlarken bile alkış yapıyor artık 😂) Bana iyi ki dedirtti. İyi ki. İyi ki var benim minik yavrum. Minicik bedeniyle her yere her şeye uyum sağlayan, bir başkasının kucağındayken benimle göz temasını kaybetmemeye çalışan, yorulunca başını boynuma gömen, mis kokulum...
İşte böyle geçti kına-düğün koşturmacamız. Hem sevdiklerimizin en mutlu günlerinde yanlarında olduk hem de bebekle hayata karışma konusunda yeni tecrübeler edindik. Ertesi sabah erkenden kalkıp lise arkadaşımla kahvaltıya gitmemizde başka bir post konusu olsun.✌
Sevgiler,
Ayolelut
Aybilge bebeğimle uyku rutinlerimiz şimdiye değin hiç bozulmadığından (evet, akşam gezmelerine nadiren gidiyoruz. Misafirleri 20.30 dan sonra ağırlıyoruz.) gece davetleri için bazı endişelerim vardı. Annem, anneannem, teyzem ve hatta kuzenim "Biz bebişe bakalım, sen git, eğlen" dedilerse de yapamadım. Aybilge'ye muhteşem ilk yılında yeni ilklerini yaşatmaya karar verdim 👍
Bebek arabamızı İstanbul'dan getirmediğim için önce bebişli komşumuzdan araba temin ettim (Teşekkürler komşucum) Aykuzu öğle uykusundayken yoğurt çorbasını pişirip kavanoza doldurdum, kaşığını, mama kabını ve meyvesini de hazırlayıp bir kenara koydum. Giyeceği kıyafeti, yedeklerini, çanta eksiklerini hazırlarken uyandı. Hemen bir emzirmenin ardından oyun halısına bırakıp, kuzenime emanet edip kuaför olayını halletmeye gittim. (Giderken nereye gittiğimi, hemen döneceğimi her zaman söylerim minik meleğime 😉) Saçım yapılırken aradığımda asayiş berkemaldi. (Gerçekten 1 kez aradım, 1500 kez aramıyorum artık) Eve dönünce çıkmak için epey zamanımız vardı. Biraz oynadık, öptüm, kokladım. Üzerimi giymeden tekrar emzirdim, altını değiştirip hazırlandım. Kıyafet ve ayakkabı seçerken eskisi gibi değil de, rahat eğilip doğrulabileceğim, bebekle ilgilenirken beni daraltmayacak, daha ufak topuklu parçalar seçtim. Sırt çantamla kombinimi tamamladım ve en son Aykızımın cicilerini giydirdim (Çıkmadan önce kusma ihtimaline karşı). Evde hızlıca bir tur atıp, çantayı kontrol edip taksiyi aradım. Artık hazırdık. (Annem hepimizden hızlı çıktı, işten gelip jet gibi hazırlandı 😀)
Salona gittiğimizde yerleşip etrafı şöyle bir taradım: Bebekle ilgilenebileceğim bir yer var mı? diye ve bulunca eğlence başladı 😉 Yemek yenene kadar uyudu Aybilge, daha sonra davullar, zurnalar, halaylar, kına yakma derken uyandı. Gelip gidip çorbasını yedirdim, anneannesi ilgilendi, ritm tuttu, eğlendi, emzirdim derken tekrar uyudu. Taa ki eve gelene kadar. Ağlarsa hemen döneriz diye düşünerek gittiğimiz kına gecesinden gece yarısı döndük.
Ertesi gün düğün saatinden önce anneannemizle programımız vardı. Günün büyük bir kısmını dışarıda geçirip, düğüne hazırlandık. Kına gecesinde zorlanmamanın rahatlığıyla püremizi, meyvemizi çantamıza koyup gittik. Canım Burcu'mun her an yanında olmak için düğünün ilk anından sonuna kadar salonda kaldık. Alt değiştirme ve emzirme için bu kez sanatçı odasını kullandık. Minnoşumun uykusu yüksek sesten dolayı (kına gecesindekinden epey fazlaydı) uzun soluklu olmasa da yormadı bizi. Yemekte masadaki salatalıkları ve limonları yedi, elinden alınınca ağladı, ağlarken fotoğrafı çekildi, gelin ve damatla selfie yaptı, kucak kucak gezdi. Çok sevildi, çok gülücük attı, iki alkış dolu günün sonunda alkış yapmayı öğrendi. (Ağlarken bile alkış yapıyor artık 😂) Bana iyi ki dedirtti. İyi ki. İyi ki var benim minik yavrum. Minicik bedeniyle her yere her şeye uyum sağlayan, bir başkasının kucağındayken benimle göz temasını kaybetmemeye çalışan, yorulunca başını boynuma gömen, mis kokulum...
İşte böyle geçti kına-düğün koşturmacamız. Hem sevdiklerimizin en mutlu günlerinde yanlarında olduk hem de bebekle hayata karışma konusunda yeni tecrübeler edindik. Ertesi sabah erkenden kalkıp lise arkadaşımla kahvaltıya gitmemizde başka bir post konusu olsun.✌
Sevgiler,
Ayolelut
15 Nisan 2015 Çarşamba
Bebek Bisküvisi
Aybilge'nin yoğurduna ve meyve pürelerine eklemek, diş etlerini kaşısın diye eline tutuşturmak için güzel bir tarif buldum ve ilk bebek bisküvisini pişirdim minik Aykuzuma :) Tarifte yumurta ve şeker yok. Bebeğim için hazırladığım ek gıda tariflerinin içinde bir yaşına kadar şeker olmayacak. Bir yaşından sonra ise ev yapımı pekmez ve reçel, güvenilir üretimli bal ile yavaş yavaş tanışacak.
Gelelim bebek bisküvimizin tarifine:
- 2 çay bardağı tam buğday unu,
- 2 çay bardağı pirinç unu,
- 1/2 çay bardağı irmik,
- 3 çorba kaşığı tereyağ,
- 2 çorba kaşığı ev yapımı yoğurt,
- 1 adet muz (veya istenilen bir meyve),
175 derecede 20 dakikada pişiyor. Mutfak mis gibi kokuyor, bebişler afiyetle yiyip büyüyor. :)
Sevgiler,
Ayolelut
Etiketler:
anne,
anne bebek,
aybilge,
bebe bisküvisi,
bebeğim,
bebek bisküvisi,
bebekle hayat,
bisküvi,
çocuk,
ek gıda,
ekgıda günlüğü,
ev yapımı bebe bisküvisi,
kurabiye,
yoğurt
Ek Gıda
Ek gıda ne kadar çabuk gündemimize geldin böyle?
Aybilge yaklaşık 4.5 aylıkken; erken mi? Normal mi? Meyve mi? Sebze mi? Suyu mu? Püresi mi? sorularıyla başa çıkıp, doktorumuzun önerisi doğrultusunda minik tadımlarla başladık ek gıda yolculuğumuza.

İlk olarak elma, sonra armut ve ardından havuç suyu tattırdım bebeğime. Porselen (Ya da cam rende) rendeden geçirip, temiz bir tülbentten süzerek verdim. Herhangi bir alerji olasılığına karşı "Üç gün bekleme kuralı"nı uyguladım. Çeyrek elma-armut, bir küçük havucun yarısı kadar miktarlar; bebeğimin sindirim sisteminin katı ve pütürlü gıdaya hazırlanmasına yardımcı oldu. Elma tadımının ilk gününde (organik yeşil elma) yüzünü ekşitme, istememe durumları yaşadık normal olarak. Benim hayalimde anne sütünden sonra ilk kez farklı bir tat alan Aybilge kuzu; ağzını şapırdatmalıydı, çok sevmeliydi vs. -Ah bu annelerin yedirip içirme arzusu, daha ilk aylardan ele geçiriyordu beni- Üç gün bekleyip armut suyuna geçince istekli bir şekilde içti minik bebeğim. Bu sefer de kaşıkla içmek istemiyordu, ben de alıştırma biberonunu devreye soktum.
Havuç tadımına geçtiğimizde kaşığı yeniden denedim ve önceki denemelerime göre daha başarılı oldum. Aybilge'm ise yarım havuç suyunu hüpletti. Dahası olsa içecek gibi gözüküyordu. :)
Bundan sonra sırada meyve-sebze karışımları ve püreler var. (Elma-armut, elma-havuç ile devam edeceğiz)
Birde benim gibi bebeğim herşeyi yesin içsincilere doktorumuzun notunu iletelim. "Bu tadımlarda bebek içiyor diye fazla verilmemeli. Adı üzerinde "tadım". :)"
Sevgiler,
Ayolelut
Oysa; sütüm yetiyor mu? Sütümün kalitesi iyi mi? Hangi aralıklarla emzirmeliyim? olaylarını daha yeni aşıp, herşeyi rayına oturtup; anne sütü verebilmenin mutluluğunu ve rahatlığını yaşarken ek gıda konuşmaya başlamak yepyeni soruların beynimi istila etmesine sebep oldu.
Aybilge yaklaşık 4.5 aylıkken; erken mi? Normal mi? Meyve mi? Sebze mi? Suyu mu? Püresi mi? sorularıyla başa çıkıp, doktorumuzun önerisi doğrultusunda minik tadımlarla başladık ek gıda yolculuğumuza.

İlk olarak elma, sonra armut ve ardından havuç suyu tattırdım bebeğime. Porselen (Ya da cam rende) rendeden geçirip, temiz bir tülbentten süzerek verdim. Herhangi bir alerji olasılığına karşı "Üç gün bekleme kuralı"nı uyguladım. Çeyrek elma-armut, bir küçük havucun yarısı kadar miktarlar; bebeğimin sindirim sisteminin katı ve pütürlü gıdaya hazırlanmasına yardımcı oldu. Elma tadımının ilk gününde (organik yeşil elma) yüzünü ekşitme, istememe durumları yaşadık normal olarak. Benim hayalimde anne sütünden sonra ilk kez farklı bir tat alan Aybilge kuzu; ağzını şapırdatmalıydı, çok sevmeliydi vs. -Ah bu annelerin yedirip içirme arzusu, daha ilk aylardan ele geçiriyordu beni- Üç gün bekleyip armut suyuna geçince istekli bir şekilde içti minik bebeğim. Bu sefer de kaşıkla içmek istemiyordu, ben de alıştırma biberonunu devreye soktum.
Havuç tadımına geçtiğimizde kaşığı yeniden denedim ve önceki denemelerime göre daha başarılı oldum. Aybilge'm ise yarım havuç suyunu hüpletti. Dahası olsa içecek gibi gözüküyordu. :)
Bundan sonra sırada meyve-sebze karışımları ve püreler var. (Elma-armut, elma-havuç ile devam edeceğiz)
Birde benim gibi bebeğim herşeyi yesin içsincilere doktorumuzun notunu iletelim. "Bu tadımlarda bebek içiyor diye fazla verilmemeli. Adı üzerinde "tadım". :)"
Sevgiler,
Ayolelut
Etiketler:
aile,
anne,
anne sütü,
annebebek,
aybilge,
aykızım,
ayolelut,
bebeğim,
bebek,
bebeklehayat,
ek besin,
ek gıda,
ek gıda serüveni,
ekgıda günlüğü,
püre
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















